Altın Maske

Altın maske

Günümüzün modern yapısında yer alan altın maske, bir dönemler geçmiş tarihlerde en zengin ve bir ülkeyi yöneten kişiler tarafından yapılmaktaydı. Altın maske tarihte Kleopatra’nın döneminden de izler taşıdığı bilinmektedir. Bu nedenle cilt bakımı için önemli bir yapısı bulunmaktadır.

Altın maske doğal bir süreçtir ve cilt üzerinde birçok yararı, bakımı ve onarımı bulunmaktadır. Cildi arındırması başta olmak üzere, cilt üzerindeki birçok olumlu yapısı, cildin daha sağlıklı bir görünme kavuşmasını sağlamaktadır. Japonya’nın Osaka kentinde 24 ayarla yapılan altın maske, oldukça dikkat çekmiş ve kısa zaman içerisinde birçok coğrafyaya yayılmıştır. Günümüzde ise pek çok insan altın maskeyi yüzleri için uygulamakta ve Türkiye’de de hızlı bir şekilde her geçen gün yaygınlaşmıştır.

Altın maske kullanımı, normal bir yüz maskesi gibidir fakat farklı teknikleri bulunmaktadır. Yüz bölgesindeki cilde uyumlu bir şekilde yerleştirilmesi ve uygulanması gerekmektedir. Altın maske 24 ayarla yapılan bir cilt bakım tekniğidir.

Altın maske yüze sürülmeden önce, ölü ciltten ölü hücreler, kimyasallar ve diğer pisliklerden arındırılmalıdır. Yüz güzelce temizlendikten sonra uygulanmasında bir sakınca yoktur.

Genel olarak altın maske jel kıvamındadır. Su ile ıslatılıp yüze uygun oranda yerleştirilmesi gerekmektedir. 10-15 ya da 20 dakika civarlarında cilt üzerinde bekletilmesi gerekmektedir. Ortalama süresi değişmektedir. Ayrıca, altın tozu gerekli alanlardan, alınarak krem kıvamına gelene kadar su eklenmelidir. Su ekleme işleminden sonra uygun bir kıvamı yakaladığınızda altın maske yüzünüz için kullanılabilmektedir. Genel olarak altın maske kullanımının cilt üzerindeki etkileri oldukça fazladır. Cildin doğal döngüsünü geri kazandırır. Altın maskenin içeriğinde, meyan kökü, C vitamini, yulaf peptid, scutellaria özü gibi önemli yapılar bulunmaktadır.

Bu sayede cilt sorunlarının düzeltilmesinde kullanılan altın maske, günümüzün modern cilt bakım tekniklerinden birisidir. Birçok cilt tipine uygundur ve kullanılmasında sakınca olmayan bir üründür.

Anti-Aging

Anti-aging

Yaşlanmayla birlikte cildimizdeki bozulmalar ve yıpranmalar hepimizin çözmek istediği bir sorundur. Stres gibi birçok zararlı faktör ve yıllar her geçen gün cildimizi yaşlandırır. Yaşlanmak kaçınılmaz bir sondur ve bunun en az hasarla gerçekleşmesi için, cildimize iyi bakmak ve cildimize ihtiyacı olan ilgiyi göstermek gerekir. Sağlıklı ve dengeli beslenme ile yeterli şekilde alınan vitamin ve minerallerin katkısını da unutmamak gerekir. Bunun yanında gelişen bilim ile yaşlanmaya karşı çareler aranmıştır ve bu arayışların sonunda anti-aging kavramı ortaya çıkmıştır. Anti-aging Türkçe’ ye “yaşlanma karşıtı” olarak çevrilmektedir. Anti-aging tedavisinde yaşlanmayı yavaşlatmak için birtakım tedaviler uygulanmaktadır. Yaşlılığın vücutta meydana getirdiği hasarların en aza indirgenmesi amacıyla çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Cildi gençleştirmek, yaşlılık nedeniyle ortaya çıkan deformasyonları onarmak, dengeli bir şekilde en az kayıpla yaşlanmayı sağlamak ve var olan ömrü sağlıklı bir şekilde devam ettirmek gibi amaçlarla yapılmaktadır.

Bilim adamları tarafından yapılan çalışmalarla birçok anti-aging yöntemi geliştirilmiştir. Ve bunlar kişinin vücut ve cilt yapısına göre kişiye özel bir şekilde planlanır. Anti-aging tedavisinde kullanılan kremlerin içeriğinin doğal olması gerekmektedir. Her cildin yapısı özeldir ve cildin tepki gösterdiği maddelerin önceden belirlenerek, kullanılan kremin içeriğinde bulunmaması gerekmektedir. Kullanılacak anti-aging krem A ve E vitamini içerikli olması gerekmektedir.

Kullanılacak olan anti-aging kremin nemlendirici etkili olması, cildi yumuşatması gerekmektedir. Anti-aging kremin hücre yenilenmesini arttıran peptidlerden zengin olması gerekmektedir. Krem genelde birçok insan tarafından en çok tercih edilen anti-aging tedavisidir. Bunun yanında bazı sağlık merkezlerinde belirli seanslarla uygulanan tedavi seçenekleri vardır. Bunlar etkilerine ve fiyatlarına göre değişiklik göstermektedir. Peki, bu kadar seçenek arasından hangi anti-aging cilt tedavisi seçilmelidir? Buna bir tedavi ismi söyleyerek cevap vermek pek doğru olmaz. Çünkü her insanın cilt yapısı ve tedaviye vereceği tepki farklıdır. Cilt yapımızı belirleyerek, profesyonel kişilerden yardım almak en iyisidir. Cildimizin ihtiyaçlarını ve yapılması gerekenleri iyi araştırmak gerekmektedir. Örneğin piyasada bulunan değişik markalar tarafından satılan birçok anti-aging kremi vardır. Anti-aging diye satılan bu kremlerin çoğu işe yaramıyor. Bunun için uzmanından yardım almak gerekmektedir.

Gençlik Aşısı

Gençlik aşısı

Yaşın ilerlemesine rağmen, her zaman genç görünmek, yıllara meydan okumak herkesin ortak dileği.

IAL Sistem adı verilen ve % 100 saf hyalüronik asit kullanılarak oluşturulan bu gençleştirme programında, cilde 3 defa farklı aralıklarla minik aşılar yapılıyor ve cildin kendi kendini onaran, nem ve esneklik sağlayan, sıkılaştıran hücrelere çalışma emri veriliyor.

Sonuç, 2 nci günden itibaren ciltte belirgin canlılık, parlaklık, kırışıklıklarda hafifleme ve gerginlik.

Bugüne kadar birçok alanda kullanılan bu asit; vücuttaki nem, esneklik ve hücre yenilenmesini sağlayan kolajenleri harekete geçiriyor.

EIAL Sistem’inin farkı ise bu asidin % 100 saf halini kullanması ve dolgunun yanı sıra cildin genel olarak gençleşip yenilenmesini sağlayacak türevlerinin de bulunması. Gerçekten de bir tür gençlik aşısı.

Bu aşı 0 – 15 – 21 nci günlerde uygulanıyor ve olumlu etkiler 2 nci günden itibaren ciltte parlaklık, ışıltı ile kendini gösteriyor. Alkol, sigara, akne, güneş ve solaryumdan dolayı zarar görmüş ciltlerde diğer tedavilerle birlikte tamamlayıcı uygulama olarak da kullanılabiliyor. Hiçbir yan etkisi yoktur. Ancak, enjeksiyona bağlı iğne etkisiyle çok ufak kızarıklık, eritem vs olabilir. Uygulamalardan sonraki bir iki saat içinde tüm bu etkiler yok olur. Kişinin sosyal hayatını etkilemez.

Soğuk zincir sistemi ile taşınan ve mutlaka uzman tarafından uygulanması gereken IAL Sistem; uygulaması kolay, acısız, konforlu ve çabuk sonuç alınan bir tedavi yöntemidir.

Kolajen (Collagen) Bakımı

Kolajen (collagen) bakımı

Kolajen, cildin yaşlanmasını durduran, kırışıklıkları gideren, saçları ve tırnakları güçlendiren doğal bir aminoasittir. Kolajen birbiri üzerine sarılmış 3 zincirden meydana gelir. 3 aminoasidin tekrarlanması ile dengeli bir yapı oluşur. 3. aminoasit gliserindir ve içeride kalır. Dışarıda ise proline ve hidroksiproline bulunur. Vücudumuzdaki tüm proteinlerin ¼’ü kolajendir. Kolajen moleküler telleri şekillendirerek tendonları ve boşlukları güçlendiren, cildin ve iç organların esnekliğini sağlayan ana yapısal proteindir. Kemikler ve dişler de kolajene eklenen mineral kristalleri ile oluşmuştur. Kolajen vücudumuzun yapısını oluşturur. Yumuşak dokuları destekleyerek iskelet ile buluşmalarını sağlar. Vücutta bu derece önemli fonksiyonlar oluşturmasına karşın çok basit bir proteindir.

Taze ve sağlıklı kolajen cildimizin dış tehditlere karşı korunmasında ve genç güzel görünmesinde yardımcı olur. Ancak kolajen, bazen çok kolaylıkla zarar görür. Bilim adamları, kolajendeki azalmanın ciltte gözle görülür kuruluk, kırışıklık ve donukluk yarattığını buldular. Yıllar geçerken, cildimiz güneşin etkisi ile yaşlanıyor. Aslında cildin yaşlanmasında güneşin etkisinin %90 olarak belirlenmiştir. Cildin en üst tabakası epidermis olarak bilinir. Epidermis, cildin bütünlüğünü sağlayan 3 tabakadan oluşur. Kolajen foto yaşlanma (güneş etkisi) sonucunda tükenirken, epidermis dokusu da canlılığını kaybeder. 3 tabaka birden sarkmaya ve çatlamaya başlar ve çöker.

Ciltteki kırışıklıklar, saç ve tırnaktaki yıpranmalar, eklemlerdeki zayıflamalar vücuttaki doğal kolajen miktarı ve hyaluronik asit miktarı azaldığında, yani yaşlanmaya başladığımızda ortaya çıkar. Bu sebeple yaşlandıkça azalan bu proteinin alınması çok önemlidir. Kolajen bu açığı kapatmak için kullanabileceğimiz bir besindir. Yorgun ve yıpranmış ciltler kesin sonuç getiren desteğe ihtiyaç duyar. Cilt yüzeyinde oluşan ince mimik çizgilerinin ve kırışıklıkların azaltılabilmesi, kolajen üretimin sağlanmasıyla gerçekleşebilir. Estetik cerrahisinin giderek yaygınlaştığı günümüzde, kolajenin nano teknolojik ürünler ile cilde alınması bu alana güçlü bir destek olmuştur. Kolajen takviyesi, estetik ve güzellik için gerçekleştirilen kolajen maskeleri gibi uygulamaların gerçekçi bir dahili kullanım şekli olarak cildi doğal yoldan doldurup sıkılaştırarak yüz hatlarını belirginleştiren ve doğal bir estetik sağlayan ürün takviyesidir.

Lifting

Lifting

Yüz yaşlanmasında temel problem cilt dahil olmak üzere kaşlar, yanaklar, boyun gibi tüm yumuşak dokuların yerçekimi ile aşağı doğru sarkmasıdır.

Cilt bizi dış etkenlere karşı koruyan doğal örtümüzdür. Aşırı stres gibi sebeplerden dış etkenlere karşı farklı tepkiler gösterir, cildimiz kendisini yenileyemezse parlaklığını, canlılığını kaybeder, yüz çizgileri derinleşir, cildimiz yorgun ve donuk bir hal alır.

Lifting bakımında amaç;

  • Hücre yenilenmesini teşvik etmek,
  • Cildin yaşlılık nedenlerine karşı koymak,
  • Hücre savunmasını arttırmak,
  • Hücre yenilenmesini arttırmak,
  • Cildin kolajen yapısını korumak ve elastin sentezini arttırmak,
  • Lenf sistemini uyarmak,
  • Kırışıklıkları görünür şekilde azaltmak,
  • Cilt metabolizmasını hızlandırmak,
  • Cildin gerginliğini ve esnekliğini arttırmak,
  • Ciltte canlılık sağlamak.

Yüz germe için merkezimizde son teknoloji ürünü bir cihaz kullanmaktayız. Bu cihaz yardımı ile ağız, çene, boyun, yanaklar, göz çevresi ve alın bölümündeki ana kas grupları egzersiz etkisi ile çalıştırılarak yüze yaşlı ve yorgun ifade veren tüm sarkmış dokuların toparlanması sağlanır. Yüz kaslarınızı sadece konuşurken ve gülerken sınırlı şekilde kullandığımızı düşünecek olursak yüz germe işleminin ikinci seanstan itibaren etkisini yavaş yavaş göstermeye başlaması şaşırtıcı değildir.

Problemin derecesine göre haftada 3 kez olmak üzere toplam 10-15 seans uygulanan yüz liftingi 30 yaşından itibaren tüm bayanlara uygulanabilir. Bu yöntemde herhangi bir cerrahi müdahale olmadığı, deri altına herhangi bir madde enjekte edilmediği ve kimyasal hiçbir işlem yapılmadığı için kesinlikle hiçbir risk taşımaz. Bu program gerektiğinde özel serum ve ampulleri kullanılarak belirli aralıklarla cilt bakımları ile de desteklenebilir. Böylece hiçbir risk almadan son derece sağlıklı ve diri bir görünüme sahip olabilirsiniz.